Bölüm #22 – IT Sektörüne Girmek İsteyenlere Öneriler

Bölüm #22 – IT Sektörüne Girmek İsteyenlere Öneriler

Gerekli Detay Bölüm #22

EMEA bölgesinin en çok dinlenen 889’uncu podcast’i Gerekli Detay’a hepiniz hoş geldiniz.

Gerekli Detay’ın yeni bölümüne hepiniz hoş geldiniz. Bilişim Teknolojileri sektörüne ilgi duyan bazı dinleyicilerimiz, bu alanla ilgili önerilerde bulunmamı istemişlerdi. Ben de birkaç ay önce iş değişikliği yapmış biri olarak taze deneyimlerle sizler için bu bölümü hazırlamaya karar verdim.

Verdim de ne oldu? İşe gireli 6 aydan fazla zaman oluyor ve bölümü hâlâ yayınlamadık. O oldu. Ancak bu sezon farklı bir durumumuz var arkadaşlar. Bu sezona, Instagram sayfasında da belirttiğim gibi, pek çok bölümü önceden hazırlamış olarak başlıyoruz. Neyse zaman ilerledikçe zaten bölümleri göreceksiniz. Bari bu sefer düzenli bir şeyler yapayım.

Konumuza dönelim. Burada vereceğim öneriler, benim şahsi düşüncelerimdir. Her kişiye, her kuruma, her ülkeye uygun olmasını bekleyemezsiniz. Dediğim gibi, şahsi düşünceler ve tecrübelerdir. Başkaları için bambaşka doğrular ve gerçeklikler söz konusu olabilir diyelim ve başlayalım.

Şimdi madde madde bazı öneriler sıralayacağım. Aralara bazı deneyimlerimi de serpiştirmeyi düşündüğüm için biraz uzun bir bölüm olabilir. Gayet tabii bazı konuları atlayacağım, unutacağım. Normal.

1-) Kendinizi belirli bir alana kısıtlamayın: Bazı arkadaşlarımı görüyorum, yazılımcı olmak istiyorlar. Tamam, olabilir. Fakat IT sektörü yazılımdan ve yazılımcıdan ibaret değildir. Kendi üniversite dönemimden hatırlıyorum. 4-5 tane yazılım dersi vardı. 1 tane veritabanı dersi, 1 tane network dersi, 1 tane de işletim sistemleri dersi vardı. Bütün sınıf yazılımcı olmak istiyordu. Garip bir şey bu. Bu işin yazılımı var, yazılımın altında front-end ve back-end var. Bunların altında pek çok dil var. Network tarafı var. Network tarafında farklı üreticiler ve protokoller var. Veritabanı tarafı var. Bunun altında Oracle, PostgreSQL, MariaDB gibi seçenekler var. Sistem tarafı var. Zaten en temelde Windows ve Linux olarak ayrılıyor. Onların altında da uzmanlaşmayı tercih edeceğiniz pek çok farklı servis bulunuyor. Sanallaştırma, cloud, storage, backup, süreç yönetimi, proje yönetimi, test gibi saya saya bitiremeyeceğimiz pek çok iş fırsatı var. Herkes yazılımcı olmak zorunda değil. Sarmıyorsa zorlamayın. Başka şeylere yönelin. Herkes her dili bilecek, her ürünü bilecek diye bir şey mümkün değil. Ve inanın, sizin “bilmem kim var o her şeyi biliyor” dediğiniz insanlar; sektörde belirli bir yere gelmiş, bu işe yıllarını vermiş ve bir şekilde kısmen bilgi sahibi olmuş insanlardır. Yani x bir konu konuşulurken anlıyor olabilirler ama detayını bilmiyor olabilirler. O konuların hepsinde uzman olmayabilirler ki muhtemelen değiller. Daha da güzeli, böyle ben her şeyin uzmanıyım gibi falan bir iddiaları da yoktur o güzel insanların. Başka bir ihtimal daha var tabii. Gerçekten über dehalarla tanışmışsınızdır. Ona diyecek bir şeyim yok. Bir de kolpacılar var tabii. Her şeyi biliyormuş gibi davranırlar ama bir halt bildikleri yoktur. Bilin bakalım bu 3 gruptan hangisi piyasada daha fazla?

2-) Kendinizi belirli şirketlerle kısıtlamayın: Adını sağda solda duyduğunuz firma, sandığınız kadar iyi olmayabilir. Ya da gerçekten iyidir, ama siz o kadar iyi misiniz? 3 tane firma bilip, ondan sonra ben her yere başvuruyorum, bakmıyorlar demeyin. Sadece IT sektöründe iş yapan firmalarla çalışmak zorunda değilsiniz. Örneğin X bir tekstil firmasının, gıda firmasının, zincir marketin, otomobil üreticisinin vs. IT biriminde çalışabilirsiniz. Bu şirketlerin de bilgisayarları var. Sadece dışarıya hizmet veren şirketleri, işi IT olan şirketleri düşünmeyin. Pek çok şirketin, bu tarz çalışanlara ihtiyacı var. Devlet kurumlarını da es geçmeyelim. Bazı devlet kurumlarında çok yetenekli ve yetkin IT birimleri var. Buraları da dikkate alın derim.

3-) Kendinizi belirli şartlarla kısıtlamayın: Remote olsun, şu kadar maaş versin, mesai sonrası bana dokunmasın, yurtdışında olsun gibi istekleriniz olabilir. Çok doğal. Haklı istekler. Ancak siz, bu sektöre yeni girmek istiyorsanız, bazı filtrelerden taviz vermelisiniz. Gidip leş gibi yerlerde çalışın demiyorum. Hakkınızı yiyen terbiyesizlere çalışıp onlara para kazandırın demiyorum. Ancak yolun başındayken daha geniş bir yelpazede değerlendirme yapmanız bence önemli. Bunların arasından özellikle “Ben ofise gitmem” mantığından uzaklaşmanızı öneririm. Daha yolun başındayken ofis ortamında bulunmak; size çalışma hayatı ile ilgili konularda fayda sağlayabileceği gibi, ilerlemenizi de hızlandıracaktır.

4-) Düzgün bir CV hazırlayın: Öyle dandik CV oluşturucu sitelere gidip de, kenarında köşesinde logolar olan falan CV’ler hazırlamayın. Bakın bir tasarıma, hoşunuza gittiyse benzerini yapın ama kendiniz yapın. Emin olun, insanlar sizin CV’nizin ne kadar şık ve yaratıcı olduğuna falan bakmıyor. İçeriği boş olduktan sonra, özensiz doldurulduktan sonra o CV’nin görüntüsünün bir önemi yok. CV’nize bakan insanları ilk 60 saniyede falan yakalamanız lazım. Bilmem kaç yıllık bir yaşantınız var. Karşınızdaki insanların sizi bir kağıt parçasına bakarak tanımasını bekliyorsunuz. İşle, ilanla ilgili şeyler yazın. Bakan kişiler; sizde nelerin olduğunu, nereye ilerlemek istediğinizi, bu yolda neler yaptığınızı görmeli. Doğru düzgün bir e-posta adresi kullanın ve o adresi kontrol edin. Son olarak, bence, açık adresini yazmayın. İş arıyorum diyerek CV’nizi atıyorsunuz ortaya. İçinde adres, telefon her şey var. Yapmayın. Ortalık iğrenç insanlarla dolu. Yaşadığınız şehri ve ülkeyi yazın yeter.

5-) CV’nizi dolu göstermeye çalışmayın: Çok komik oluyor çünkü. Udemy’den falan aldığın eğitimi, oraya sertifika diye yazma mesela. Sertifika, bir otorite tarafından verilir. Belirli şartları sağlayana verilir. Sen sırf orada videoları izledin diye, sorgusuz sualsiz sana verilen bir katılım belgesini, sertifika olarak sunmamalısın. Velev ki benim öyle bir online eğitimim olsun ve sen bunu almış ol. Her şeyden önce ben kimim ki? Neye istinaden sana “Bu kişi bu işi biliyor, benden sertifika aldı.” diyebilirim? Bunu yapmayın. Komik duruyor. Şöyle diyebilirsin ama. Ben kendimi şu şu şu alanda ilerletmek istedim. Bunun için şu kitabı temin ettim. Şu şu şu eğitimleri internetten izledim. O eğitimlerin sonunda şöyle bir proje ortaya çıkarabildim. Bak bu çok güzel. Gördük işte. Neye ilgin var? Nereye gitmek istiyorsun ve bu yolda ne yaptın? Hepsini gördük.

6-) Yeteneklerinize puan vermeyin: Görüyorum bazen. İşte ne bileyim HTML 5 yıldız, PHP 4 yıldız falan. Bak güzel dostum. Koskoca bir teknolojiye 5 üzerinden 4 yıldız verdiysen, sen bu işin %80’ini biliyorsundur zaten. Buna rağmen işsiz misin? Onu geçtim, sadece evde çalışarak mı bu kadar öğrendin? İmkânsız bu. Sen belki de o teknoloji ile yapılabilecek şeylerin %10’unu biliyorsun ve %10’un üzerinden %80’i biliyorsun aslında. Buna dikkat edin. Şunu diyebilirsiniz. Ben şu şu şunlarla ilgilendim. Böyle böyle işler yaptım. Yeterli. Puan verme kendine. Gerek yok.

7-) Çevrimiçi varlığınızı iyileştirin: Adınızı Google’a falan yazdığımızda karşımıza ne çıkıyor? Alışveriş sitelerine bıraktığınız yorumlar mı? Komikli instagram videolarına yaptığınız saçma sapan yorumlar mı? Attığınız tweet’ler mi? Neler çıkıyor? Bir yerlerde bir şeylere çaba sarf ettiğinizi gösteren şeyler olsun. Ufak bir blogunuz olsun mesela. Atıp tutmayın ama. Öyle arkadaşlar da çok komik oluyor. Başkasının sitesinden kopyalayıp cümleleri değiştiriyor veya İngilizce bir siteden bakıp Türkçe’ye çeviriyor falan. Yazık ya ziyan durumlar bunlar. Çok gülüyoruz biz bu arkadaşlara. Haberleri olmuyor ama. Kendilerini çok zeki sanıyorlar, karşılarındakileri aptal konumuna sokuyorlar. Biz de he he diyip geçiyoruz onlara. Ama arkada çok büyük geyikler dönüyor. Emin olun. Neyse parazitleri geçelim işimize bakalım. Dediğim gibi, mütevazi yazılar yazabilirsiniz. Yazdığınız şeylere kaynak gösterin mutlaka. Ben şunu okudum, bunu izledim. Böyle böyle bir mevzu var diyerek yazın. O kadar insanın göreceği şeyleri yazarken emin olun sürekli düşünüp araştıracaksınız. Başka çareniz yok. Altında imzanız olan bir şeyi insanlara sunacaksınız. Temkinli olun. Gelip de “Bugün size şu konuyu öğreteceğim.” falan demeyin. “Ben buna çalıştım, öğrendiklerimi paylaşıyorum.” diyin. 2 satır kod bile yazdıysanız, bunu bir Git reposunda tutun. GitLab olur, GitHub olur. Koyun o kodu bir yerlere. “Ya benim yaptığım hesap makinesini kim ne yapsın?” demeyin. İnsanlar oraya baktığında diyecek ki; “Hee. Bu arkadaşın şöyle bir üslübu var. Böyle kod yazıyor. Şöyle şöyle commit mesajları yazmış. Bunlarla uğraşmış.” Hani az önce dedik ya, ben X bir konuda eğitimi tamamladım, sonunda şöyle bir şey yaptım. Koy onu işte ortaya. Görsün insanlar. Son olarak yine naçizane önerim, sosyal medyadaki varlığınıza dikkat edin. Irk, din, dil, siyaset falan gibi hassas konularda renginizi belli etmemeye çalışın. Tabii hepimizin fikirleri, düşünceleri var. Daha da ötesi, sorumlulukları var. Sessiz kalıp kenara pusun falan demiyorum. Kategorize edilmemeye özen gösterin diyorum. İnsanlar sizi, sırf belirli düşüncelerinizden dolayı bir grubun üyesi kabul edip ona göre davranmasın size. Siz bir bireysiniz. Kendi düşünceleri, fikirleri, söylemleri olan özel bir bireysiniz. İnsanlara bunu hissettirin. Ve lütfen, küfür kıyamet muhabbetlerden ve saçma sapan geyiklerden de mümkün mertebe uzak durun. Emin olun; beğendiğiniz saçmalıklar bile pat pat dökülebiliyor ortaya. Ayrıca profilinizin gizli olması da hiçbir anlam ifade etmiyor. Bu konuda da garanti verebilirim.

😎 Sertifika olayına çok takılmayın: Sektörde pek çok insanın pek çok sertifikası var. Bu insanların bazıları işinde çok iyi, bazıları ise gerçekten rezil. Bunu hepimiz biliyoruz. Yüzlerce dolar verip böyle tokatçı kurslara veya sertifika sınavlarına falan abanmayın. Siz işe girin, paranızı kazanın. Zaten şirketiniz bunları karşılar. Karşılamazsa bastırırsınız. 2 gün sonra, bir projeye girmek için şu şu sertifikalı kişiye ihtiyaç var denildiğinde, ilk sizin kapınızı çalarlar. Şu sınava bir girip geçsene derler size. Ya da kendi kazandığınızdan biriktirip, daha rahat bir şekilde girersiniz bu sınavlara. Ancak birileri size, sertifikan yoksa işe giremezsin, girsen de terfi alamazsın falan diyorsa inanmayın. Beni ele alalım mesela. Üniversitedeyken dört dönüyordum ben de. Microsoft’un şu sertifikasını mı alsam, buna para biriktirebilir miyiz falan. Ağır saçmalık. Eğitiminize harcayın bütçeniz varsa. Ama tekrar ediyorum. Piyasada adı sürekli geçen tokatçı kurslar var. Onlardan uzak durun.

9-) Sık sık iş görüşmesi yapın: “Başvuruma geri dönmüyorlar ki!” diyorsanız da; başvuru yelpazenizi genişletin. CV’nizi güncelleyin. Yeni şeyler eklemeye bakın. Bildiklerinizi daha çok paylaşın. LinkedIn’de aktif olun. Oradan çok arayıp buluyorlar gerçekten. Ancak burada da lütfen saçma sapan sosyal medya fenomenliği kafalarına girmeyin. Efendi gibi, bildiğinizi paylaşın. İlgilerinizi gösterin insanlara. Yeterli. İş görüşmeleri yaparak, kendinizle ilgili pek çok gerçekle yüzleşirsiniz. Soru sorarlar, bildiğinizi unutursunuz. Şartlar sunarlar, işinize gelmediğini görürsünüz. Hatta işe girersiniz, çalışırsınız. Bir sonraki iş görüşmemde kesinlikle şu maddeleri de gündeme getireceğim, böyle olmuyor dersiniz. Bunlar hep deneyim arkadaşlar. Yaşayarak öğrenin bunları.

10-) Deneyim demişken, deneyim kazanın: Kendi çabanızla ortaya bir şeyler koymaya çalışın. İlgilendiğiniz konular ile ilgili etkinliklere katılın. İnsanlar ne yapıyor? Nelerle uğraşıyor? Bunları görün. Sosyal çevrenizi, network’ünüzü geliştirin. Bu kişilerin tecrübelerini dinleyin. Kendinize bir şeyler katın. Kitaplar okuyun, dokümantasyon okuyun. Zaman içerisinde ilerlemenize siz bile şaşıracaksınız.

11-) Zamanı iyi değerlendirin: Lütfen şu telefonu elinizden bırakın. Size yazan herkese cevap vermek, sizi arayan herkese dönüş yapmak zorunda değilsiniz. İşsiz olmanız, işinizin olmadığı anlamına gelmez. İşiniz var sizin şu an. İş arıyorsunuz. İlanları okuyorsunuz. Yeni şeyler öğrenmeye çalışıyorsunuz. Gün içerisinde, hedefinize ulaşmak için yapmak zorunda olduğunuz şeyleri yapın. Sonra biraz daha fazlasını yapın. Sonra ne hâliniz varsa görün. Zamanla ilgili son olarak şunu da söylemeliyim. Sabırlı olun. Annemin sık sık söylediği bir laf var. “Merdiven ayak ayak çıkılır.”. Tek tek, basamak basamak. Babam ise sık sık şunu söyler. “Eldeki gömlek eskimez.”. Öğrendiğin, biriktirdiğin, maddi ya da manevi fark etmez. O artık senindir. Bugün olmazsa, ileride bir gün işine yarayacaktır.

12-) Referans ve torpil aynı şey değildir: Torpil zaten belli. Torpille işe giren de belli. Geç onları, koy bir kenara. Senin böyle bir durumun varsa zaten bu bölümü dinlemezsin. Şayet varsa ama ben istemiyorum diyorsan aferin. Kaliteli insansın. Bence de, torpil şansınız varsa kullanmayın. Referans öyle bir şey değil ama. Network’ünüz içerisindeki insanlar size referans olabilir. X bir eğitimdeki hocanız, okuldaki hocanız, staj yaptığınız yerdeki çalışma arkadaşlarınız veya yöneticiniz… Bu kişiler size referans olurlar. Bunları CV’nize ekleyin. Herkes bunlarla ilgilenmez ama ilgilenen kurumlar oluyor. Burada da lütfen, 2 kelam ettiğiniz kişiye gidip de bana referans olur musun falan demeyin. Olmasın. Tanımıyor o sizi. Sizi tanıyanlar size referans olsun. Sizin neler yapabileceğinizi bilen, çabanızı gören insanlar size referans olsun. Birilerini kendinize referans göstermek, asla torpil değildir. Böyle bir düşünceniz varsa bundan kurtulun.

13-) Rastgele işlerde çalışmayın: Onlarca başvuru yaptınız, bir yerle görüştünüz. O da sizi enayi yerine koyuyor diyelim. Çalışmayın arkadaşlar. Gerçekten aşırı bir maddi ihtiyacınız yoksa, çalışmayın. Size insan gibi muamele göstermeyen, sizi değersizleştiren, köleleştiren karaktersizlerin yönettiği işlerde çalışmayın mümkünse.

14-) Ne iş olsa yaparım demeyin: Bunu kendinize yapmayın. Ne iş olsa yapmazsınız. Sizin ilgileriniz var, hedefleriniz var. İlerlemek istediğiniz bir yol var. Ona uygun işler deneyin. Ancak şu şekilde ifade edebilirsiniz mesela. “Ben şu şu alanlarda çalışmak istiyorum. E biz seni şurada değerlendirelim dedik. Ona da ilgim var, neden olmasın? Zaten henüz net bir alan seçimi yapmadım, keşif aşamasındayım.” gibi şeyler söyleyin. Ne iş olsa yaparım abi demeyin.

15-) Hype’a kapılmayın: Dünyada en çok aranan 10 yazılımcı! Şu dilleri bilenler böyle oluyormuş falan… Kardeşim sen henüz dünyaya açılmadın. Onu geçtim, tutup da listenin en tepesindeki 3 tanesini öğrenmen gerektiği kanısına nasıl vardın? Kalanlar öldü mü? Ölmedi. Orada da ekmek var. Bakıyorum herkes yapay zekacı olmaya çalışıyor mesela. Ben bu alanda çalışmak istiyorum, gelecek burada. Ya nasıl vardın bu kanıya bu kadar hızlı şekilde? Hangi gelecek? 5 yıl sonra mı mesela? Sen işini bir eline al, bir başla. Sonra yönelirsin. İtiraz etmiyorum. Ama tutup da LinkedIn’den gördüğün 3 yazıyla, instagramda denk gelen 1-2 saçma sayfanın yorumuyla “Java’yı hemen bırakıp Python’a başlamalıyım” falan deme. Yok öyle bir şey. Ha diyince olmuyor öyle. Bak ben Linux özelinde çalışıyorum. 40 yıldır duruyor yerinde. Tabii ki yenilikleri takip et. Tabii ki ne olup bitiyor gör. Ama yeni bir şey görünce, eskinin bittiğini sanma. Altyapın sağlamsa, üzerine her şeyi inşa edebilirsin zaten. Her gün yeni framework çıkıyor. Her gün yeni sürüm çıkıyor. Yeniyi anlık takip etmenin, her hype konuyu hemen öğrenme çabasının akla mantığa aykırı olduğunu düşünüyorum ben.

16-) Altyapınızı sağlam tutun: Windows bitti Linux’a geçeyim. React bitti Angular’a geçeyim. PHP bitti Python’a geçeyim. Android bitti iOS’a geçeyim. Linux bitti DevOps’a geçeyim. DevOps bitti, DevSecOps’a geçeyim. DevSecOps bitti cloud’a geçeyim. Böyle böyle giden tipler var. Ya bir durun. Neyin ne olduğunu bilmeden lay lay lom iki üç video izleyerek direkt olarak bir konu uzmanı olamazsınız arkadaşlar. Neyi neden yaptığınızı, yaptığınız şeyin nasıl çalıştığını bilin. İşin temelini bilin. Az önce de söyledim. Temeliniz sağlam olduktan sonra, üzerine pek çok şey inşa edebilirsiniz. Ancak lütfen, sürekli olarak en tepedeki konuyu kovalamayın. Çevremde de böyle insanlar var. Verdiğim eğitimlerde de böyle insanlar denk geldi. Çok ama çok basit sorular soruyorum. Yanıt gelmiyor. Burada dengeyi iyi kurmak lazım. Elinizdeki teknolojileri genel hatlarıyla öğrenin. Ön gereksinimleri sağlıklı bir şekilde karşılayın. Devamında da emin adımlarla ilerleyin.

17-) Herkese prim vermeyin: X bir kişi Y bir şirkette çalışıyorsa kesin iyi midir? Değildir. LinkedIn’de orada burada 1000 takipçisi varsa kesin iyi midir? Değildir. Bilmem kaç tane sertifikası varsa kesin iyi midir? Değildir. Kendi şirketini açtıysa kesin iyi midir? Değildir. Görüyorum bazı arkadaşları. Belli kişiler ne derse, ne yazarsa, ne paylaşırsa bir anda kapısında asker oluyorlar. Şakşakçılık yapıyorlar. Yapmayın bunu. Herkese bakın, herkesi dinleyin. Günün sonunda bir düşünceniz, bir fikriniz olacaksa bu size ait olsun. Sizin analizinizden geçsin, sentezinizden geçsin. Aksi hâlde, 2-3 kelimeyi döndürüp dolaştırıp geveleyerek bir şeylerin savunucusu olmaya çalışan insanlar türüyor. Ve emin olun, onlara da çok gülüyoruz.

18-) Herkesi dinlemeyin: Çevrenizde pek çok negatiflik olacaktır. Sertifikan yoksa olmaz, mühendis olmazsan olmaz. Staj yapmadan olmaz, torpilin yoksa olmaz. Sen istesen de yapamazsın. Çok zor. Şöyle olur, böyle gider. Bir ton laf duyacaksınız. Bence öyle yapma, şöyle yap. Bence onu bırak, buna yönel falan. Geçin bunları. Aslında bunları dinleyin. Kulak tıkamayın. Ama kural olarak kabul etmeyin bunları. Kendinizi çevrenizden tamamen yalıtmayın, ancak bir miktar yalıtın. İşe giren torpilliyi yok sayın. O örnekleri görmeyin. Artist, ukala tipleri yok sayın. Onlara yoklarmış gibi davranın. Başkasına bakıp moralinizi bozmayın. Dediğim gibi, o kişi, sandığınız kadar iyi olmayabilir hatta bomboş olabilir. Bu tarz durumlar, sizin kontrolünüzün dışında gelişen olaylardır. Bunları durduramazsınız, bunları engelleyemezsiniz. En azından şu an bunu yapamazsınız. Odağınızı kaybetmeyin. İşinize bakın.

19-) Yol haritası çıkarın: Günlük, haftalık, aylık planlarınız olsun. Şunlara bakacağım, bunları deneyeceğim. Şu kadar zaman sonra başvurulara, iş arayışına başlayacağım. Bir hedefiniz olsun, bir amacınız olsun. Zaman kaybetmeyin. Doğru ve emin adımlar atın.

20-) Kendinizi azımsamayın: Kendinizi küçük görmeyin. Benden olmaz demeyin. Elalem uçtu gitti, bize zaman kalmadı demeyin. Her köşe başı tutulmuş demeyin. Yapmayın bunu kendinize. İlk işime girene kadar ben de böyle derdim hep. Hâlâ da diyorum. Ancak sonrasında baktım ki, dışarıdan gördüğüm ve baş tacı yaptığım kişiler ve kurumlar; aslında o kadar da mükemmel değillermiş. Hatta kötülermiş.

Bölümün en başında dediğim gibi, bunların hepsi benim şahsi düşüncelerim. Ama size şunları söyleyebilirim. Eğitim fakültesi mezunuyum. Mühendis değil, öğretmenim. Çevremde pek çok insan, bu sektöre girmemin imkânsız olduğunu söyledi. Hatta buna bazı hocalarım bile dahil. Geç kaldığımı söyleyenler oldu. Çok vakit kaybettiğimi söyleyenler oldu. Bir daha üniversite oku diyenler oldu. Sertifika al diyenler oldu. Çok konuşuldu yani, epey konuşuldu.

IT alanındaki ilk işime girdiğimde neredeyse 28 yaşımdaydım. Hiçbir sertifikam yoktu. Hiçbir yerde staj yapmamıştım. Hiçbir torpilim yoktu. Hiçbir tecrübem yoktu. Pek çok başvuru yapmıştım. Neredeyse hiçbiri dönmemişti. Sonra da birileri beni aradı, buldu. Gel dedi. Bu sektörde 3. şirketim. 3’üne de başvuru yapmadım. Ya sosyal çevrem sayesinde ya da internet üzerindeki varlığımla bu işler bana geldi. Sürekli bir şeyler yazıp çizmeye çalıştım. Bir şeyler öğrenmeye çalıştım. Bazı konularda derinleşmeye çalıştım. Gün sonunda şükür ki ekmeğimi kazanıyorum. Niyetinizi halis tutun. Sabırlı olun. Aynı zamanda saldırgan olun. Herkesten bir şeyler kapmaya çalışın. Bazılarından ne yapmanız gerektiğini, bazılarından ne yapmamanız gerektiğini öğrenirsiniz. Ancak öğrenirsiniz. Bu sekmez.

Gelecek hafta cuma günü saat 19:28’de görüşmek üzere. Hayırlı işler diliyorum.

Bir Cevap Yazın